Deyimlerin Arka Bahçesi: Hikayeleriyle Asla Unutamayacağınız 10 İngilizce Deyim
Ezberlemeyi bırakın, tarihe dokunun. Savaş alanlarından tiyatro kulislerine, İngilizcenin en popüler deyimlerinin arkasındaki inanılmaz ve eğlenceli tarihi hikayeler.
Makaleyi Sesli Dinle (Yüksek Netlikte Seslendirme)

Deyimlerin Arka Bahçesi: Hikayeleriyle Asla Unutamayacağınız 10 İngilizce Deyim
Bir yabancı dili öğrenirken karşımıza çıkan en büyük engellerden biri şüphesiz deyimlerdir (idioms). Kelimeleri tek tek çevirdiğinizde hiçbir anlam ifade etmeyen, adeta kendi içinde bağımsız bir cumhuriyet kurmuş olan bu kalıpları ezberlemek çoğumuz için tam bir eziyettir.
Peki ya size bu deyimleri ezberlemek zorunda olmadığınızı söylesem?
İnsan beyni kuru bilgileri hızla unuturken, hikayeleri neredeyse ömür boyu saklar. İngilizcedeki o tuhaf deyimlerin arkasında aslında orta çağ savaşlarından tiyatro kulislerine, deniz savaşlarından antik oylamalara uzanan inanılmaz tarihi hikayeler yatıyor.
Gelin, kelimelerin o tozlu sayfalarını aralayalım ve hikayesini öğrendiğinizde bir daha asla unutamayacağınız 10 harika İngilizce deyimi beraber keşfedelim.
---
1. Bite the Bullet (Dişini Sıkmak / Acıya Katlanmak)
Arkasındaki Hikaye:
İşte bugün kaçınamadığımız zor bir işe girişirken kurduğumuz o ünlü "Bite the bullet" cümlesi, o çadırlardaki askerlerin acı dolu cesaretinden mirastır.
---
2. Barking Up the Wrong Tree (Yanlış Kapı Çalmak / Yanlış Yere Odaklanmak)
Arkasındaki Hikaye:
Erken dönem Amerika'sında avcılar, özellikle geceleri ağaçlara tırmanan rakunları avlamak için özel eğitimli köpekler kullanırlardı. Rakun bir ağaca tırmandığında, av köpeği o ağacın dibine gidip avcı gelene kadar deliler gibi havlardı. Ancak rakunlar inanılmaz zeki hayvanlardır. Ağaçların birbirine değen dallarını kullanarak avcı hissettirmeden yan ağaca geçiverirlerdi. Zavallı köpek ise rakunun hala o ilk ağaçta olduğunu sanıp boş ağacın dibinde saatlerce havlamaya devam ederdi.
Bir dahaki sefere bir iş için yanlış kişiye sitem ettiğinizde, o boş ağacın dibinde heyecanla havlayan sevimli av köpeğini hatırlayın!
---
3. Turn a Blind Eye (Görmezden Gelmek)
Arkasındaki Hikaye:
Bu deyimin kahramanı ünlü İngiliz Amiral Horatio Nelson'dır. Nelson, gençlik yıllarındaki bir savaşta bir gözünü kaybetmişti. 1801 yılındaki Kopenhag Savaşı'nda, Nelson'ın amiri onun geri çekilmesini emreden bayrak sinyalini gönderdi. Ancak Nelson savaşı kazanacağından emindi. Dürbününü aldı, kör olan gözünün üzerine koydu ve yanındaki subaya dönerek tarihe geçen o sözü söyledi: "Sinyali gerçekten görmüyorum." Amiral savaşa devam etti ve büyük bir zafer kazandı.
İşte bilerek göz yumduğumuz o anlarda Amiral Nelson gibi dürbünü kör gözümüze tutuyoruz!
---
4. Spill the Beans (Baklayı Ağzından Çıkarmak / Sırrı İfşa Etmek)
Arkasındaki Hikaye:
Antik Yunanistan'da demokratik oylamalar oldukça renkli ve lezzetli bir yöntemle yapılırdı. Bir kulübe veya yönetime birinin seçilmesi için üyeler gizli oylarını kavanoza atarlardı. Ancak kağıt yerine fasulye kullanırlardı! Beyaz fasulyeler "Evet/Onay", siyah fasulyeler ise "Hayır/Red" anlamına gelirdi. Oylama tamamen gizli yürütülürdü. Ancak meraklı veya dikkatsiz bir üye kavanozu kazara devirip fasulyeleri yere dökerse (spill the beans), oylamanın gizli sonucu vaktinden önce herkes tarafından görülmüş ve sır ifşa olmuş olurdu.
---
5. Break a Leg (Şeytanın Bacağını Kır / Bol Şans!)
Arkasındaki Hikaye:
Tiyatro dünyası batıl inançlarla doludur. Eski tiyatrocular, doğrudan "Bol şans" demenin kötü şans getireceğine (nazar değdireceğine) inanırlardı. Bu yüzden tam tersini söyleyerek kötü ruhları şaşırtmak isterlerdi.
Ancak işin bir de fiziksel boyutu var: Eski tiyatrolarda sahnenin arkasında, seyircilerin göremediği yan perdelerin bittiği yere "Leg" (Bacak) adı verilen ahşap sınır çizgileri konurdu. Bir oyuncunun sahneye çıkıp performans sergilemesi ve nihayetinde seyirciden alkış alarak eğilmesi, o sınır çizgisini (leg) geçmesi yani mecazi olarak "bacağı kırması" anlamına gelirdi. Oyuncuya "Break a leg" demek, "Umarım o kadar çok alkış alırsın ki sahne sınırlarını aşar, sahnede devleşirsin" demektir.
---
Deyimlerle Yaşamak
İngilizce deyimler, o dilin tarihinin, kültürünün ve mizahının en canlı kalıntılarıdır. Onları sadece ezberlenecek soğuk formüller olarak görmeyi bıraktığınızda ve arkalarındaki o insani hikayelere dokunduğunuzda, dil öğrenmek bir yük olmaktan çıkıp harika bir zaman makinesine dönüşür.
Bir sonraki sohbetinizde bu deyimlerden birini kullanmayı deneyin. Karşınızdaki yabancının yüzündeki o şaşkınlık ve takdir dolu gülümseme, emeğinizin en güzel ödülü olacaktır.
Bu Makale İçin Kelime Kartlarını İndir
Bu yazıda geçen veya konuya dair en önemli İngilizce kelimeleri çalışmak için hazırladığımız özel PDF çalışma kağıdını ücretsiz indirin.

Elspeth Tavaci
ELT Yazarı, Editör ve Eğitim İçeriği Yazarı
Çocuklar ve genç öğrenenler için ilgi çekici öğrenme materyalleri geliştirme konusunda güçlü bir geçmişe sahip deneyimli İngilizce Öğretimi (ELT) yazarı, editörü ve eğitim içeriği yazarı.
İlgili Yazılar
Kelimelerin Manyetik Çekim Yasası: Michael Hoey'in "Lexical Priming" Teorisi ve Tekil Kelime Ezberinin Sonu
Neden ileri seviyedeki öğrenciler bile 'make an agreement' veya 'big problem' gibi mekanik ifadeler kurarken ana dili konuşurları içgüdüsel olarak 'reach a consensus' veya 'pressing concern' der? Dilbilimci Michael Hoey'in korpus verilerine dayalı 'Lexical Priming' teorisiyle kelimelerin zihnimizdeki gizli yerçekimi alanlarını, gramer ile kelime arasındaki yapay duvarın yıkılışını ve 4 boyutlu semantik aurayı inceliyoruz.
Deyimsel Fiillerin (Phrasal Verbs) Gizli Nöromimarisi: Ezberlemeyi Bırakıp Yön Edatlarının (Up, Out, Off, Down) Zihinsel Haritasını Çözmek
Phrasal verb'leri alfabetik listelerden binlerce kombinasyon olarak ezberlemeye çalışmak, insan beyninin doğal çalışma prensibine aykırıdır. George Lakoff ve Mark Johnson'ın Bilişsel Metafor Kuramı'ndan yola çıkarak; UP'ın neden hem 'tüketim' hem 'yüzeye çıkış' anlamına geldiğini, OUT'un görünmeyeni nasıl görünür kıldığını ve OFF'un kopuş vektörünü zihinsel bir pusula gibi kullanmayı öğreniyoruz.
Sözlüksüz Kelime Çözme: Morfem Stresi, Üretken Ekler ve -ing ile -ed'in İki Yüzlü Hayatı
Bir haber metninde "unpredictable" gördünüz. Sözlükten ilk an mı, yoksa kelimenin kendisi mi size bir şey söyledi? İngilizce morfoloji, tarihsel bir kaza değil, çalışan bir üretim sistemidir. Üç heceli kelimelerde vurgu kuralından -er/-ee asimetrisine, -ing'in iki işine ve Türkçeyle paylaşılan Latince köklere kadar, günde bir kelime kendi kendine öğretmeyi öğreten bir çözümleme kılavuzu.
💬 Tartışma0
Yorum yapmak için giriş yapmalısın.
Öğrendiklerini Pratiğe Dök!
WordMaster ile kelime dağarcığını geliştir, AI öğretmenle pratik yap.
Ücretsiz Başla